P.tesi - Cuma09:00 - 18:00
Sosyal Medya

ÇED Kararlarına Karşı Dava Yolu: İvedi Yargılama Usulü (İYUK m. 20/A)

Yazı dizimizin ilk iki bölümünde, Çevresel Etki Değerlendirmesi (“ÇED”) kurumunun hukuki dayanağını, güncel mevzuat çerçevesini ve başvurudan ÇED Olumlu kararına kadar uzanan idari süreci; Rüzgar Enerji Santrali (“RES”), Güneş Enerji Santrali (“GES”), Hidroelektrik Santrali (“HES”), Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali (“DRES”), maden işletmeciliği ve nükleer enerji projeleri özelinde ele almıştık. Bu haftaki yazımızda ise, ÇED Olumlu kararlarına karşı açılan iptal davalarının tabi olduğu özel yargılama usulünü; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılama usulünü ve bu usulün genel idari yargılamadan ayrıldığı süre rejimini, yatırımcı şirketler için taşıdığı dava riskleri perspektifinden inceleyeceğiz.

İYUK M. 20/A’nın Hukuki Çerçevesi ve ÇED Kararlarının Kapsama Dahil Oluşu

İvedi yargılama usulü, İYUK’a 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile eklenen 20/A maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde, kapsamına giren uyuşmazlıkları sınırlı sayıda belirlemiş olup bu usul, kanunda açıkça sayılmayan işlemlere kıyasen genişletilemez. İYUK m.20/A’nın 1. fıkrası uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi işlemler şunlardır: (a) ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri, (b) acele kamulaştırma işlemleri, (c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, (d) 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri ve (e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar.

Yatırımcılar açısından burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrım vardır: Madde metninde yer alan “idari yaptırım kararları hariç” ibaresi uyarınca, yalnızca ÇED Olumlu, ÇED Olumsuz ve ÇED Raporu Hazırlanmalıdır kararları ivedi yargılama usulüne tabidir; buna karşılık Çevre Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında ÇED sürecine ilişkin usul ihlalleri nedeniyle uygulanan idari para cezalarına karşı açılacak davalar genel idari yargılama usulüne tabi olmaya devam etmektedir. Dolayısıyla bir enerji veya maden projesinde birden fazla idari işlem söz konusu olduğunda her bir işlemin hangi süre rejimine tabi olduğunun ayrı ayrı tespiti gerekmektedir.

Genel Yargılama Usulünden Farkları: Yatırımcı Açısından Kritik Süreler

İYUK m.20/A’nın 2. fıkrası, ivedi yargılama usulüne özgü süre ve usul kurallarını düzenlemektedir. Bu kurallar, genel idari yargılama usulüne kıyasla önemli ölçüde kısaltılmış ve sıkılaştırılmıştır:

  • Dava açma süresi: Genel idari yargılama usulünde iptal davası için 60 gün olan dava açma süresi, ivedi yargılama usulünde 30 gündür (İYUK m.20/A/2-a).
  • İdareye başvuru (İYUK m.11) yolu kapalıdır: İYUK m.20/A/2-b uyarınca, genel usulde davacılara tanınan ve idareye başvurarak dava açma süresini yeniden başlatma imkanı veren İYUK m.11 hükümleri ivedi yargılama usulünde uygulanmaz. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan ve en tehlikeli hatalardan birinin kaynağıdır: alışıla gelmiş idari dava stratejisiyle hareket edip ÇED Olumlu kararına karşı önce idareye itiraz/şikayet dilekçesi sunan farklı bir yatırımcı veya üçüncü kişi, bu başvurunun 30 günlük süreyi durdurduğunu veya yeniden başlattığını düşünebilir; oysa böyle bir başvuru süreyi hiçbir şekilde etkilemez ve süre, kararın tebliğ/ilan tarihinden itibaren kesintisiz işlemeye devam eder. Bu nedenle ÇED Olumlu kararına karşı doğrudan iptal davası açılması gerekmektedir.
  • İlk inceleme ve tebligat: Dava dilekçesi ve ekleri 7 gün içinde ilk incelemeden geçirilerek tebliğe çıkarılır (m.20/A/2-c).
  • Savunma süresi: Davalı idarenin savunma süresi, tebliğden itibaren 15 gün olup bir defaya mahsus olmak üzere en fazla 15 gün uzatılabilir (m.20/A/2-d).
  • Yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemez: Gerek yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne gerekse reddine ilişkin kararlara karşı itiraz kanun yolu kapalıdır (m.20/A/2-e). Bu kural, yatırımcı açısından iki yönlü bir risk doğurmaktadır; (i) ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi halinde bu karara itiraz edilerek hızlı bir şekilde geri döndürülmesi mümkün değildir, (ii) buna karşılık yatırımcı lehine sonuçlanan bir ret kararı da davacı tarafından itiraz yoluyla bir üst merciye taşınamaz. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin yürütmenin durdurulması talebi hakkındaki kararı, uygulamada büyük ölçüde nihai bir ağırlık kazanmaktadır.

ÇED davalarının kendine özgü bir diğer boyutu, uyuşmazlığın büyük ölçüde teknik ve bilimsel değerlendirme gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesinin yargılamadaki merkezi konumudur. Mahkemeler, ÇED raporunda yer alan kümülatif etki değerlendirmesi, emisyon/deşarj hesaplamaları, biyolojik çeşitlilik, halk sağlığı ve çevreye olan etkileri gibi hususları kendi hukuki bilgisiyle değerlendiremediğinden, dosya üzerinde atanan bilirkişi heyetinin raporu, davanın gerek esası gerekse yürütmenin durdurulması talebi bakımından belirleyici hale gelmektedir. Uygulamada, “açık hukuka aykırılık” ve “telafisi güç zarar” şartlarının somut olayda gerçekleşip/gerçekleşmediği çoğunlukla bilirkişi heyetinin teknik tespitleri üzerinden değerlendirildiğinden, yatırımcı şirketlerin dava sürecinde bilirkişi incelemesine sunacakları bilgi, belge ve teknik açıklamaların niteliği, yürütmenin durdurulması talebinin akıbetini doğrudan etkileyebilmektedir. Bilirkişi raporunun hazırlanma süreci, taraf itirazları ve bu raporun yürütmenin durdurulması kararına etkisini, önümüzdeki hafta yayımlanacak yazımızda ayrıntılı olarak ele alacağız.

  • Karara bağlanma süresi: Davalar, dosyanın tekemmülünden itibaren en geç 1 ay içinde karara bağlanır; ara kararı, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma gibi işlemler de ivedilikle sonuçlandırılır (m.20/A/2-f).
  • Temyiz süresi ve incelemesi: Verilen nihai kararlara karşı, genel usuldeki 30 günlük süreden farklı olarak, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabilir; temyiz dilekçeleri 3 gün içinde incelenerek tebliğe çıkarılır ve temyiz dilekçelerine cevap verme süresi 15 gündür (m.20/A/2-g, h, ı).

30 Günlük Dava Açma Süresinin Başlangıcı

İYUK’un “Sürelerle İlgili Genel Esaslar” başlıklı 8.maddesi uyarınca süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. ÇED Yönetmeliği’nin EK-1 kapsamındaki projeler için 14.maddesi ve EK-2 kapsamındaki projeler için 17.maddesi uyarınca, ÇED Olumlu/ÇED Olumsuz veya ÇED Raporu Hazırlanmalıdır kararı, il müdürlüğü internet sayfasında süresiz ilan edilmekte, ayrıca 30 takvim günü askıda duyurulmaktadır. Yatırımcı proje sahibi bakımından 30 günlük dava açma süresinin başlangıcı kural olarak kararın kendisine yazılı olarak bildirildiği (tebliğ edildiği) tarihtir; bu nedenle yatırımcının, ÇED Olumsuz veya beklenmedik nitelikte bir “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararına karşı dava açma iradesi varsa, tebligatın alındığı tarihi derhal takvime işlemesi ve İYUK m.11 yolunun kapalı olduğunu göz önünde bulundurarak süreyi kesintisiz takip etmesi gerekmektedir.

Çevre örgütleri, projeden etkilenen halk, komşu parsel malikleri veya aynı bölgede faaliyet gösteren rakip enerji şirketleri vb. gibi üçüncü kişiler açısından ise durum daha farklıdır. Bu kişiler yönünden süre, kural olarak askı ilanının yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar; ancak Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadı, bu kuralın mutlak biçimde uygulanmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini kabul etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Demirdöven Köyü Tüzel Kişiliği ve diğerleri başvurusu, B. No: 2014/14359, 25/12/2018 tarihli ve bu doğrultudaki önceki kararlarında, ÇED kararının projeden etkilenmesi muhtemel yöre halkının fiilen haberdar olmasını sağlayacak şekilde duyurulmamış olması halinde, dava açma süresinin yalnızca soyut askı ilan tarihinden değil; davacının işlemi öğrendiğini dilekçesinde açıkça belirttiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir. Yerel mahkemelerin, ÇED kararının öğrenilmesine ve değerlendirilmesine gerçek anlamda imkan tanımayan bir ilan tarihini katı biçimde esas alarak davayı süre aşımından reddetmesi, Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturabilecektir.

Bu içtihadın yatırımcılar bakımından ortaya koyduğu temel sonuç ÇED Olumlu kararının yalnızca 30 günlük askı süresinin herhangi bir dava açılmaksızın tamamlanmış olmasının, dava riskinin tamamen ortadan kalktığı şeklinde yorumlanamayacağıdır. Bu nedenle, halkın bilgilendirilmesi toplantısı, askı ilanı ve internet duyurusu gibi usule ilişkin tüm işlemlerin eksiksiz, tarihli ve ispatlanabilir şekilde proje dosyasında muhafaza edilmesi, ileride “öğrenme tarihi” iddiasına dayanılarak açılabilecek davalarda yatırımcı açısından hukuki önem arz edecektir.

Yeni Düzenleme Sonucunda ÇED Davalarında İhtisas Mahkemeleri (HSK’nın 346 Sayılı Kararı)

Bu yazı dizisinin ikinci bölümünde ele aldığımız 05/03/2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ÇED Yönetmeliği değişikliği ile aynı gün, idari yargı teşkilatlanması bakımından da önemli bir gelişme yaşanmıştır. Hakimler ve Savcılar Kurulu (“HSK”) Birinci Dairesi’nin 03.03.2026 tarihli ve 346 sayılı kararı da yine 05.03.2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu karar ile, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2.maddesinin 4.fıkrasında HSK’ya tanınan iş bölümü belirleme yetkisine dayanılarak, İYUK m.20/A kapsamındaki uyuşmazlıklara (acele kamulaştırma, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamındaki satış/tahsis/kiralama işlemleri ve idari yaptırım kararları hariç ÇED kararları dahil) bakacak ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.

Karar gerekçesinde, bu uyuşmazlıkların önemli bir kısmının teknik ve uzmanlık gerektiren konulardan kaynaklandığı, aynı proje veya benzer işlemler hakkında farklı mahkemelerde eş zamanlı davalar açılabilmesinin içtihat farklılıklarına yol açabildiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede Bölge İdare Mahkemesi merkezlerinin bulunduğu illerde belirli idare mahkemeleri ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmiş olup İstanbul’da bu davalara 4 numaralı İdare Mahkemesi bakacaktır; diğer illerde ise Adana 1, Ankara 9, Antalya 1, Bursa 4, Diyarbakır 1, Erzurum 2, Gaziantep 5, İzmir 5, Kayseri 1, Konya 3 ve Samsun 1 numaralı İdare Mahkemeleri görevlendirilmiştir. Kararda ayrıca, halihazırda görülmekte olan dava ve işlerin de mevcut iş bölümüne dayanılarak bu mahkemelere gönderilmesine karar verildiği belirtilmiştir. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca ileride açılacak davaları değil, belirli koşullarda derdest dosyaları da etkileyebilecek niteliktedir.

Yatırımcı şirketler açısından bu gelişmenin pratik sonuçları önemlidir: RES, GES, HES, DRES, maden ve nükleer enerji projelerine ilişkin ÇED davalarında artık hangi mahkemenin görevli olacağı önceden öngörülebilir hale gelmiş, içtihat birliğinin sağlanması ve emsal kararların takip edilebilirliğinin artması beklenmektedir. Öte yandan, büyük ölçekli yatırımların yoğunlaştığı illerde ÇED davalarının tek bir ihtisas mahkemesinde toplanması, kısa vadede dosya yoğunluğu ve buna bağlı fiili yargılama süreleri üzerinde de etkili olabileceği düşünülmektedir. Bununla birlikte ivedi yargılama usulünün öngördüğü 1 aylık karara bağlanma süresinin uygulamada ne ölçüde korunabileceği bakımından yakından izlenmesi gereken bir konudur.

Yatırımcılar İçin Hukuki Açıdan Risk Yönetimi Önerileri

Yukarıda aktarılan çerçeve ışığında, ÇED süreciyle iç içe geçen dava risklerinin yönetimi bakımından yatırımcı şirketlere şu hususları önemle hatırlatmak isteriz;

  • ÇED Olumlu, ÇED Olumsuz veya ÇED Raporu Hazırlanmalıdır kararının tebliğ edildiği tarih, herhangi bir idareye başvuru girişimi beklenmeksizin derhal 30 günlük dava açma süresi bakımından takvime işlenmeli; İYUK m.11 yolunun ivedi yargılama usulünde kapalı olduğu unutulmamalıdır.
  • Halkın bilgilendirilmesi toplantısı, askı ilanı ve internet duyurusuna ilişkin tüm belgeler (tutanaklar, fotoğraflar, ekran görüntüleri, resmi yazışmalar) eksiksiz ve tarihli biçimde arşivlenmeli; bu belgeler, ileride “öğrenme tarihi” iddiasına dayalı bir davada usule uygun duyurunun ispatı bakımından belirleyici olacaktır.
  • Yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemeyeceği göz önünde bulundurularak, dava açılmadan önce teknik rapor, bilirkişi ön değerlendirmesi ve delil hazırlığının tamamlanmış olması, Yerel Mahkeme aşamasındaki yargılama sonucunu doğrudan etkileyecektir.
  • Proje bölgesinde ÇED sürecine ilişkin üçüncü kişiler tarafından dava açılma ihtimaline karşı erken uyarı ve izleme mekanizmaları kurulmalı; açılan davalarda yatırımcının müdahil sıfatıyla katılımı yargılamanın ivedi olması nedeniyle zamanında sağlanmalıdır.
  • Projenin bağlı olduğu yargı çevresinde hangi idare mahkemesinin ihtisas mahkemesi olarak belirlendiği, ilgili mahkemenin önceki içtihatları, dava stratejisi ve süreç takvimi planlanırken baştan dikkate alınmalıdır.

Bu haftaki yazımızda ÇED Olumlu kararlarına karşı açılan davaların tabi olduğu ivedi yargılama usulünü, 30 günlük dava açma süresinin başlangıcına ilişkin risk alanlarını ve ÇED davalarında yeni kurulan ihtisas mahkemeleri düzenlemesini ele aldık. Önümüzdeki hafta yayımlanacak dördüncü yazımızda, yenilenebilir enerji yatırımlarında ÇED sürecinin RES, GES ve HES projelerine özgü uygulama esaslarını, sektörel farklılıkları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hukuki hususları inceleyeceğiz.

Saygılarımızla,

Odabaşı & Özşahin Avukatlık Bürosu

Bu yazı, genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut olaya özgü hukuki görüş niteliği taşımamaktadır. RES, GES, HES, DRES, maden ve nükleer enerji projelerinize ilişkin ÇED süreçleri ve ÇED davalarında ivedi yargılama usulü kapsamında hukuki danışmanlık ihtiyacınız için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

HAKKIMIZDA

Odabaşı & Özşahin Hukuk Bürosu olarak; idare hukuku, enerji hukuku, vergi hukuku, gayrimenkul hukuku başta olmak üzere müvekkillerimizin tüm hukuki ihtiyaçlarına çağdaş, etkin ve çözüm odaklı yaklaşımlar sunuyoruz.

ÇALIŞMA ALANLARIMIZ

  • İdare Hukuku
  • Enerji Hukuku
  • Vergi Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku

 

ODABAŞI & ÖZŞAHİN HUKUK BÜROSUBize Ulaşın